24 Temmuz 2021
128
ABONE OL

Pardon, Maskesi Olan Var mı?

CesmeHaber.com

Pardon, Maskesi Olan Var mı?

Şimdi bu başlığı görünce “maske mi istiyorsun, maske mi lazım” gibi algılanabilir ama, öyle değil…

Gerçekten, maske takan var mı?

Kaldı mı?

Tabi ki bunun için yüzde yüz bir istatistik veremiyoruz ama görünen köy de kılavuz istemiyor.

Gevşemek ne kelime, açıldık saçıldık!

Biraz;

Yasakların kalkmasından, sıcaklardan, bunalmışlıktan, rehavetten, topluluk psikolojisinden, uyarıların azalmasından, normalleşme algısından, ondan bundan şundan…

Sonuç itibariyle normalleştik?

Ya da gerçek anlamıyla artık ve aslında, anormalleştik!

Ne yazık ki tablo hiç ama hiç iç açıcı değil!

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre sadece beş günde bakın vakalar nasıl patladı!

18 Temmuz Pazar         : 7.680

19 Temmuz Pazartesi   : 7.667

20 Temmuz Salı             : 8.780

21 Temmuz Çarşamba  : 8.151

22 Temmuz Perşembe  : 9.586

23 Temmuz Cuma         : 11.094

Dehşet verici!

Vakalar, bir hafta arayla neredeyse ikiye katlandı.

Peki ya sokaklarda durum ne?

İstisnaları hariç tutarsak, şöyle bir genel olarak baktığımızda herkesin şahit olduğu üzere sokaklarda tablo çok vahim!

Altını çiziyoruz, Türkiye genelinde istisnalar hariç olmak üzere;

Fırına, markete, mağazaya giren maske takmıyor, ancak görevliden de en küçük bir uyarı yok!

Camekandaki “maskesiz girmek yasaktır” yazısı var ya, işte o yazı tamamen koronavirüsü engelliyor?

“Bu işletmede aynı anda 10 kişi bulunabilir” yazısını okuyunca kapıdaki 30 müşteri sıraya girip dışarıda bekliyor, işletme sahibi de “lütfen 11. kişi gelmesin, sırasını beklesin” diyor değil mi?

Belediye hoparlörlerinden tekrar tekrar kulakları sağır eden “lütfen salgın kurallarına uyunuz” anonsunu duyunca zaten herkes bir anda maskelerine sarılıp hemen ağzını burnunu kapatıyor değil mi?

Minibüste otobüste giderken cep telefonu çalınca hemen çene altına iniyor maske, böylece karşı tarafa “hiç gitmeyen” ses bir anda gümbür gümbür ulaşıyor hedefine, değil mi?

O burun mutlaka dışarı çıkacak, herkes o burnu illa ki görecek değil mi?

Haftalardır kullanılan, adeta çuvala dönüşmüş, sarkmış maskeyi görünce virüs “bu maske takmış, ben buna bulaşmayayım” diyor değil mi? 

“Toplum yöneticileri ve yönlendiricileri” televizyonda, medya organlarında, kitleye seslenebildikleri tüm mecralarda “lütfen kurallara uyun” dediğinde bir anda herkes kurallara uymaya başlıyor değil mi?

Toplum yöneticileri koronavirüse karşı uyarırken maskesini çıkarıyor, poz veriyor. Bir de personellerle ya da vatandaşla tokalaşıyor ama, onlara asla virüs bulaşmıyor değil mi?

Sevdiğimiz biriyle sohbet ederken maskemizi indirdiğimizde, “bak ben senden iğrenmiyorum, çekinmiyorum, hiç ötelemiyorum seni, ne çok değer veriyorum sana” mesajı vermeyi başarıyoruz değil mi?

Bir de o maskeyi bileğimize ya da kolumuza taktığımızda, millete bir güzel “bak hiç salgından korkmuyor, çok cesaretli canım, ne kadar büyük korkusuz bir yüreği var, herkes gibi değil” dedirtiyoruz değil mi? Ne kadar da havalı?

Maske takınca “korkak” oluyoruz ya…

***

Ne hikmetse virüs, turistlere hiç uğramıyor? Güllük gülistanlık geziyorlar, ooohh!

Sayıları milyonlarla ifade edilen ve her geçen güm kangrene dönen mülteciler, göçmenler, sığınmacılar (istisnalar hariç) takmıyorlar maskelerini, tak-mı-yor-lar?

Durumun aciliyetini ve önemini anlatmak istesen, anlatamıyorsun!

Bir şekilde uyarabilsen, sonuç yok!

Kaç yıl oldu hala Türkçeleri de yok!

Sığınmacıların bulaş faktörüne etkisi, vaka sayıları, ölüm rakamları, ortada “tam anlamıyla” bir veri ve analiz, rapor yok ancak, bir güzel ellerini kollarını sallaya sallaya gezebiliyorlar!

Hiç kimse kusura bakmasın, bu tabloyu teyit etmek isteyenler sadece cadde ve sokaklara odaklansınlar, yeterli!

Bazen (olmayan - olamayan) rakamlar değil, gözle görülen gerçekler konuşur.

Bir de peşin analizciler!

“Salgın diye bir şey yok canım, bu birilerinin oyunu” diye dilinde tüy “bitmeyenler!”

Ortada bir virüs var mı?

Evet!

Laboratuvarda yapay mı üretildi, deney sırasında yanlışlıkla mı yayıldı, kimyasal silah mı, doğanın lütfu mu, istem dışı mı…

Ne olduğunuz zaman gösterecek, hep birlikte yaşayacağız ve yüzde yüz emin olabileceğiz, elbet bir gün…

Ancak sonuç itibariyle bu virüs var mı?

Var!

O zaman; sebebi ne olursa olsun, sonuca bakmaktan başka çaremiz yok!

Komplo teoriler bugün bizi kurtarmayacak, ölüme götürecek!

İşte o zaman belki de bu virüsün, amacına hizmet edilmiş olunacak!

***

Türkiye’nin birçok kesiminde doktorlar, sağlık ekipleri bayramın birinci günü de dahil olmak üzere aşılamaya devam ettiler.

Önce ikna ettiler, dil döktüler, başarabildiklerini aşıladılar.

Üçüncü günü olduğunda hala ailesi ile bayramlaşamayan sağlıkçılarımız oldu.

Nihayet belirli bir yol kat edildi;

İlk doz aşısını olanların oranı yüzde 63.26ya ulaştı.

Ancak Sağlık Bakanlığı’nın istatistiklerine baktığımızda batıdan doğuya gittikçe aşılama oranı ciddi seviyede düşüyor.

Muğla aşılamada lider durumda.

İstanbul’un Avrupa Yakası haricinde dört ili bulunan Trakya, tek başına “en çok aşılama yapan şehirler” arasına Türkiye genelinde üç ilini sokmayı başardı, dördüncüsü de yolda.

Çanakkale, Kırklareli, Edirne…

Az kaldı Tekirdağ, hadi sana da mavi çok yakışacak!

Alkışlar sizin için!

Haliyle bu illerimizde vaka sayıları da en dip seviyelerde, bu da bilimin gücünü tüm nesnelliğiyle gözler önüne seriyor.

***

Hadi, inat etme, ol aşını!

Koronavirüsü geçirenleri, özellikle entübe olanları dikkatle izleyelim, dinleyelim!

“İçime sadece bir nefes daha çekebilmek için dünyaları vermeye hazırdım” diyen hastaları unutmayalım!

Akciğerlerini tamamen kaybetmiş hastaların iliklerine kadar hissettikleri acıyı empati kurmaya çalışalım, unutmayalım!

Tabi ki tercihtir ama;

Lütfen olalım aşımızı!

Olmadıkça esnafı işçisi, daha çok kaybedeceğiz aşımızı!

Koronavirüs hiç ama hiç dinlemeyecek gözyaşımızı!

Sevdiklerimiz için, kendimiz için,

Hadi, olalım artık aşımızı!

0 Yorum

Benzer İçerikler